Anasayfa / Dünya / Faşizmin yönetme yöntemi: REFERANDUM

Faşizmin yönetme yöntemi: REFERANDUM

hitler7

Referandum (plebisit-halkoylaması) eski Yunan’da ilk demokrasi örneği olarak ortaya çıkan bir yöntemdir. Siyasi partilerin kurulması ve seçim sistemi, kapitalizmle birlikte ortaya çıkmış ve referanduma göre ileriyi temsil etmiştir.

Özellikle Ekim Devrimi sonrasında, dünya ölçeğinde kitle hareketinin yükselmesi ve sosyalizmin somut bir gerçeklik haline gelmesi, burjuvaziyi yeni adımlar atmaya zorladı. Emperyalist-kapitalist ülkelerde, partiler ve seçim sistemi giderek daha demokratik biçimler almaya başladı.

Ne var ki, sosyalizmden geriye dönüşler ve genel olarak devrim dalgasının gerilemesi, her alanda olduğu gibi, bu konuda da ulaşılan düzeyin geriye çekilmesine yol açtı. Seçimlerde barajlar koyup yükseltmekten, parti kapatmalara kadar bir dizi anti-demokratik yasa ve uygulama yeniden hortladı. Referandum da bunlardan biridir.

Görünürde demokratik bir halk oylaması gibi bir yanılsama yaratan bu uygulama, gerçekte iki seçenekli bir dayatmadan ibarettir. Bu iki seçenekten hangisi kullanılırsa kullanılsın, egemenlerin zemininde hareket edilmiş, onların oyununa gelinmiş olunmaktadır. Referanduma konu olan şeye karşı oy kullanılsa da, gerçekte ona destek sunulmuş, sözkonusu uygulamanın meşrulaşmasına hizmet edilmiş olur. Çünkü egemenler, referanduma sunulan şeyin demokratik bir seçimle kabul edildiği yanılsamasını yaratmak için “evet” kadar “hayır” oylarına da gereksinim duyarlar. Örneğin ’82 anayasası bile yüzde 92 ile kabul edilmiştir. Yani yüzde 8’lik bir “hayır”a ihtiyaç duyulmuştur.

Bundan dolayıdır ki, “evet” ya da “hayır”ın dayatıldığı, başka hiçbir seçeneğin olmadığı böyle bir uygulama, genel olarak reddedilmesi gereken anti-demokratik bir uygulamadır. Referandumların çoğunlukla faşist diktatörlükle yönetilen ülkelerde kullanılıyor olması bile, şüpheyle yaklaşmak için yeterlidir.

Örneğin referanduma en fazla başvuran lider Hitler’dir. Hitler, her uygulamasını sözde halkın iradesine sunmuş ve onların onayını alarak yaşama geçirmiştir. Böylece referandum, faşizmin yönetme yöntemi olarak ön plana geçmiştir.

Türkiye’de ise, referanduma en fazla başvurulan dönem, AKP dönemidir. Anayasa gibi en önemli konuları referanduma götüren lider de Erdoğan’dır. Erdoğan, anayasa değişikliği ile getirmek istediği “sultanlık” sistemini de yine Hitler’e dayanarak açıklamıştır.

“Başkanlık sistemi”nin devletin “üniter yapısı”nı yıkıp federasyona yol açacağı şeklindeki itirazlara verdiği yanıtta aynen şunları söylemiştir. “Üniter sistemlerde başkanlık sistemi yok diye bir şey yoktur. Şu anda bunun zaten dünyada örneği var. Yani geçmişten bu yana var. Hitler Almanyası’na baktığınızda orada da bunu görürsünüz.”

Şu anda oylanacak olan anayasa, Hitler Almanyası’nın anayasasını kendine örnek almıştır. Keza Hitler’in “führer”, Mussolini’nin “duçe” ünvanlarını kullanması gibi, Erdoğan da kendine “reis” dedirtmektedir.

Kısacası ülkenin yönetim şeklini belirleyen anayasalar gibi temel konuların bir referandumla belirlenmesi, gösterilmek istendiği gibi demokratik bir yöntem değildir. Bir insanın “yaşam hakkı” oylanabilir mi? Temel hak ve özgürlükler, insanlığın bugüne dek elde ettiği kazanımlar, oylamaya sunulabilir mi?

Kan ve can bedeli elde edilen kazanımlar, yine kan ve can bedeli savunularak korunabilir. Hiç bir hak sandıkta kazanılmamıştır. Mücadele ile fiilen elde edilmiş ve bunun sonucu yasalaşmıştır. Dün olduğu gibi bugün de öyle olacaktır.

Check Also

Bir kez dahaTaksim kazandı!

Bu yıl 1 Mayıs’a olağanüstü koşullarda girildi. Asker-sivil darbelerden OHAL’e, referandumundan “başkanlık” ucubesine kadar, ülkemizde …

Referandumdan 1 Mayıs’a ZAFER SOKAKTA KAZANILIR!

  Anayasa referandumu ve arkasından 1 Mayıs ile oldukça önemli günler yaşadık. Her ikisinde de …